Sıkça Sorulan Sorular
Ülkemizde deprem olup olmayacağını artık konuşmamızın bir anlamı kalmadı… Deprem olacak ve değişik zamanlarda birçok yerde olacak. Devlet ve kurumlar yapıların sağlamlaştırılması için çok çaba sarf ediliyor olsa da mülkiyet haklarını koruyan kanuni mevzuatlar ve bazı mülk sahiplerinin duyarsız talepleri bu ivmeyi yavaşlatıyor. Bu süratle yapısal dönüşümün depreme yakalanacağı sabittir… O zaman, toplum olarak gelecek olan felaketlere yüzümüzü cesurca dönüp, bu felaketlerin yaratacağı yıkım/kırım, tıbbi acil durum, lojistik ve yaşam destek dar boğazlarını, bu Ülkenin vatandaşları olarak, nasıl hazır oluruz ve nasıl devlete/afetzedelere yardım ederiz sorularına ciddi cevaplar getirmemiz gerekiyor.
Mevzuat gereği Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde herhangi bir acil durum veya afet vukuu bulduğunda, koordinasyon ve ilk cevap AFAD’ın sorumluluğudur; afet ve acil durumun gereksinmeleri çerçevesinde akredite edilmiş STK’lar ve Kurumlar AFAD’ın görevlendirmesiyle devreye girer.
Biz vatandaşlar olarak STK’ların görevlendirilmesiyle afete müdahil olmamız gerekiyor; görevlendirilmeden, eğitim almadan ve ekipmansız sadece iyi niyetimizi cebimize koyup afet bölgesine koşmak takdire şayan vatan ve insan aşkı olmasına rağmen, bu tutum afet bölgesine sadece fazladan bir yük yaratmaktadır; tedarik zinciri durmuş, kalacak sıcak damı, elektrik suyu olmayan bir bölgeye sadece iyi niyetle gidilmemesi gerekir çünkü ilk zamanlar kısıtlı lojistik destek öncelikle afetzedelere ve daha sonra arama kurtarma ve güvenlik görevlilerine hizmet vermeliler. İyi niyetli “afet turistleri” kaynak tüketmemeli.
“İyi niyetli afet turisti” olmamamız için AFAD’da veya Türkiye çapında faaliyet gösteren AKUT, IHH, ANDA gibi STK’lara üye olup eğitim almak ve bu kurumların görevlendirmesiyle hareket etmek gerekmektedir.
Ama milli teyakkuz için her arkadaş grubu, her vatandaş grubu organize olup bir yerel dernek kurarak, eğitim alıp, yerel sponsorları kullanıp arama kurtarma ekipmanı, gerekli araçları ve yaşam malzemesini bir araya getirmeli ve AFAD’dan akreditasyon alıp hazır kıta görevlendirilmeyi beklemeli. Bu vatandaş hareketi ne kadar geniş, organize ve yetenekli olursa profesyonel Arama Kurtarma ekiplerine zaman kaybı olmadan Türkiye’nin her bölgesinde destek olur. Bu kontrollü halk hareketinin AFAD’ın Destek Gönüllü programından farkı eğitim hariç, vatandaşı sorumluluklarını almayı ve mikro seviyede organize olmayı, devlete yük olmadan kendi imkanlarını yaratmaya iter.
AFAD’ın bu vatandaş hareketini desteklemesi, Valiliklerin, Kaymakamlıkların ve dernekler birliğinin kolaylıklar göstermeleri ve desteklemeleri halk arasında motivasyonu yüksek insanlarımızın hareket geçmesini sağlar.
AFAD’ın yönetimi altında bu Türkiye’ye yayılmış organize, eğitimli, donanımlı ve tecrübeli halk hareketi afetleri önleyemezse de afet anında erken duhul kapasitesi olan çok büyük bir güç olur ve can kayıplarımız minimuma düşürür.
Bu STK’lar Arama Kurtarma acil durumu kalktıktan sonra Kızılay’ın hizmetine girerek afetzedelere getirilen yaşam destek hizmetlerine destek olurlar ve büyük bir kaldıraç gücü yaratırlar.
Ülke olarak afetleri önleyemeyiz; afete dayanıklı yapısal önlemler alabiliriz ama önleyemeyeceğimiz afet kırımı karşısında ancak Ülke olarak organize, eğitimli ve donanımlı vatandaşların teyakkuzu ile en optimal cevabı verebiliriz.
Ekolojik destek, çevreyi koruma ve sürdürülebilir bir geleceği inşa etme hedefiyle yapılan tüm faaliyetleri kapsar. Bu, doğal kaynakları bilinçli kullanmak, ekosistemin dengesini korumak, afetlere hazırlıklı olmak ve çevresel farkındalığı artırmak anlamına gelir. YEAK olarak biz, bu kavramı hayata geçirmek için durmaksızın çalışıyoruz.
YEAK Ekolojik Destek Gönüllülüğü, sadece çevreye değil, aynı zamanda topluma da umut aşılayan bir yolculuktur. Siz de bu yolculuğun bir parçası olmak istiyorsanız, gelin birlikte doğayla uyumlu bir gelecek inşa edelim! Gönüllü olmak için bizimle iletişime geçin ve değişimin bir parçası olun.


